Türkiye’deki Sperm Bankası Yasağına Çare Yurt Dışında Aranıyor

Türkiye’deki Sperm Bankası Yasağına Çare Yurt Dışında Aranıyor

YORGO SPERMİYLE TÜRK TÜP BEBEK

Tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olamayanların başvurduğu son çare donasyon. Başkasından alınan sperm ya da yumurta nakliyle gerçekleşen bu döllenme yöntemi ülkemizde yasak olduğu için, aileler sperm veya yumurta almaya yurt dışına çıkıyor. Türk ailelerin tercih ettiği ülkelerin başındaysa Yunanistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti var. Bu ülkelerin tercih edilme nedeni, doğan bebeklerin görünüm itibari ile “yabancı” olduğunun anlaşılmaması.

Gelişen teknoloji sayesinde, tüp bebek ya da mikroenjeksiyon gibi çok bilinen tedavi yöntemlerinden sonuç alamayan birçok çiftin çocuk sahibi olmaktan vazgeçmeleri gerekmiyor artık. Eşlerden birinin kısır olması halinde, bebek özlemlerini “evlat” edinerek dindirmek istemeyen bu çiftler için son çare “Donasyon”. Yani, bir başkasından alınan sperm ya da yumurta nakliyle bebek sahibi olmak. Hatta babasız bebek sahibi olmak isteyen pek çok bekar kadın, doğrudan bu yöntemle anne olmayı tercih ediyor. Bekar annelik pek rağbet görmese de ülkemizde de donasyon yoluyla anne ve baba olanların sayısı hiç de az değil. Ne var ki bu yöntem Türkiye’de yasal olarak uygulanabilir bir seçenek değil. Ülkemizde yasak olan bu uygulamayı yaptırmak için yurt dışına giden aileler, turizmde yeni bir akım başlatmış durumda: Üreme Turizmi.

Bebek sahibi olmak için çareyi donasyonda arayan aileler arasında tercih edilen ülkelerin başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Yunanistan geliyor.  Hastalar, bu ülkelerdeki kliniklere yönlendirilmeden önce tüm tetkik ve tedaviler Türkiye’deki hastane ve tüp bebek merkezleri tarafından gerçekleştiriliyor.

Uygun sperm veya yumurta bulunmasının ardından hasta nakil için yurt dışına çıkıyor. Gebelik ve doğum sürecinde, hasta yine ülkemizdeki merkez tarafından kontrol altında tutuluyor. Donasyon talebinin fazla olması dolayısıyla, bugün pek çok hastane ve tüp bebek merkezinin yurt dışında beraber çalıştığı bir klinik ya da sperm bankası var.

Slav Spermleri Fazla Sarışın
Yasal olmayan bu uygulamayla ilgili resmi kayıtlar bulunmuyor, ama Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş’a göre her yıl ortalama 20 bin- 30 bin Türk ailesi bu yönteme başvuruyor. “ Örneğin geçen yıl ülkemizde 30 bin civarında tüp bebek uygulaması yapıldı. Ama gerçek talep 150 bin. Donasyona ihtiyaç duyanların oranıysa %2 ile 5 arasında değişiyor. Anne- Baba olma yaşı ilerleyip tüp bebek yöntemi yaygınlaştıkça donasyonla bebek sahibi olanların sayısı da artıyor.”.Prof. Tıraş. Tüp bebek tedavisini çevrelerinden saklamak isteyen Türk ailelerinin, yumurta ve sperm nakli için komşu ülke Yunanistan’ı tercih etmeleri de bir başka ironiyi ortaya çıkarıyor. Yunanistan’daki bir sperm ve yumurta bankasıyla işbirliği yapan Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek bu ironiyi şöyle açıklıyor: “ Anne ve baba çocuğun kendilerine benzemesini istiyor. Akdeniz kıyısındaki ülkelerin halkaları bizim ülkemizdeki insanlarla benzer özellikler gösteriyor. Örneğin daha önce Polonya’da bir merkezle çalışıyordum. Tabii orada yumurta ve sperm bağışı yapanların çoğu sarışın. Türk anne-babalar ise genellikle esmer. Sperm bankası yardımı ile çocuk sahibi olmak isteyen aileler, bu durumun duyulmasını istemiyor. Ortaya sarışın bir çocuk çıkınca, durumu yakınlarına açıklamaları pek kolay olmuyordu. Yunanistan’da bu uygulamanın yasal alt yapısı gizlilik ilkesine göre düzenlendi.

Binlerce Nakil Bebek
Dr. Özörnek , işbirliği yapılan bankanın da çok önemli olduğunu vurguluyor: “ Yumurta ve spermi lise öğrencilerinden alan klinikler bile var. Hiç araştırma yapmadan, donörün genetik hastalıklara sahip olup olmadığına, enfeksiyon geçirip geçirmediğine bakmadan işlem yapıyorlar. Yunanistan’da çalıştığım sperm bankasında ise yumurta için mutlaka çocuk yapmış kadınlar seçiliyor ve tüm donörlere detaylı tetkikler uygulanıyor.” Türkiye de çok sayıda kısır çiftin özellikle Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’ne giderek çocuk sahibi olmaya çalıştığını belirten Özörnek, “Sperm veya yumurta bağışı yoluyla çocuk sahibi olmak için Türkiye den her yıl birkaç bin aile yurt dışına gidiyor” açıklamasında bulunuyor. Bugün Yunanistan’da 50’ye yakın merkezde sperm ve yumurta nakli gerçekleştirilebiliyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ülkemizdeki kliniklerle işbirliği yapan iki merkez bulunuyor. Yakın olması, aynı dilin konuşulması gibi sebeplerden dolayı Türk aileler öncelikli olarak Kıbrıs’ı tercih ediyor. “Donasyon için ikinci sırada Yunanistan ve hemen ardından Girit geliyor” diyor Prof. Dr. Bülent Tıraş. Ama henüz Türk sperm ve yumurtalarının kullanıldığı bir merkez yok. Kıbrıs’ta donasyon uygulamasına izin verilse de sperm bankası kurulması yakın zamana kadar yasak olduğu için, bu arada naklolan sperm ve yumurtalar da İngiltere ya da Rum kesiminden alınıyor. Çünkü merkezin kurulması 2007’yi bulacak.

“Türkiye de İllegal yollarla sperm nakli yapılıyor.”
Ülkemizde donasyon için Yunanistan ve Girit’teki bankaları tercih eden bir başka merkez de Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi. Buraya başvuran hastaları donasyona hazırlayan Dr. Aysun Güney, her ay ortalama üç donasyon hastaları olduğunu belirtiyor. “Yunanistan’ı tercih etmemizdeki en önemli sebep, buradaki merkezin gebelik oranının yüzde 45 oluşu diyor. Dr. Güney. “Ayrıca yakın olması dışında hastalarımıza maliyeti açısından da uygun geliyor. Ancak, donasyon için merkezimize çok fazla talep olsa da ekonomik ve ailesel sebeplerden dolayı hepsi bu kararı veremiyor.” Dr. Aysun Güney ve diğer uzmanlar, ailelerin yumurta donasyonuna daha sıcak bakarken sperm nakli konusunda çok daha çekimser kaldıklarını vurguluyor. Dr. Hakan Özörnek’e göre bunun sebebi sperm eksikliğinin, erkeklerde cinsel yetersizlik gibi algılanması. “ Kadınların yumurtalarının olmayışı menopozdan dolayı daha kabul edilir gözüküyor. Ama erkekler eşlerinin başkasının spermiyle gebe kalmasını pek kabul edemiyor ” diyor Dr. Özörnek. Bu konuda uzmanların dile getirdiği bir başka çarpıcı iddia da sperm naklinin ülkemiz sınırları içinde, illegal yollarla halledildiği. Konusunda dünyanın en büyük beş merkezinden biri olan Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Koordinatörü Dr. Halil İbrahim Tekin, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenci ve asistanların spermlerinin kullanıldığının ortaya çıkmasıyla patlayan skandalı hatırlatarak, “ Aileler sperm naklini doktorlarla anlaşarak daha ucuza ve yurt dışına çıkamadan gerçekleştirmeyi tercih ediyorlar” diyor. Merkezlerinde gerçekleştirilen donasyon uygulamalarının yüzde 65’ini Türk ailelerin oluşturduğunu söyleyen Dr. Tekin’ e göre Türkiye’deki bazı doktorlar ailelerin ya da kendilerinin bulduğu spermleri aşılama yöntemiyle çiftleri bebek sahibi yapıyor. “ Ama yasal olmayan yollardan gerçekleştirilen bu uygulama çok büyük riskler taşıyor” diyor Dr.Tekin: “ Bir kere bu spermlerin,  ne şekilde elde edildiği meçhul. Genetik bir rahatsızlık ya da enfeksiyon durumunda hastanın başvurabileceği hiçbir merci yok.”

“Düzenleme Şart!”
Prof. Dr. Bülent Tıraş ve Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tüp Bebek Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Ömür Taşkın da Dr. Tekin’le hemfikir. Prof. Dr. Tıraş, “ Böyle bir durum ailenin haberi olmadan yapılamaz. Çünkü DNA testiyle eşin spermlerinin kullanılıp kullanılmadığı kolaylıkla anlaşılır” diyor. “ Ama bazen hastalar öyle ısrar ediyor ki, biz asla kabul etmesekte hasta mutlaka başka bir merkezde bir çare bulunuyor” diye ekliyor Prof. Dr. Taşkın.
Prof. Dr. Ömür Taşkın gerek yurt dışında gerekse ülkemizde illegal yollarla yapılan sperm donasyonlarıyla ilgili bir başka noktaya dikkat çekiyor: “ Diyelim ki çift, evlilikleri gayet iyi seyrederken bu  yola başvurmaya karar verdi. Ama üç yıl sonra kavgalı bir şekilde boşandılar ve adam çocuğun kendinden olmadığını iddia edip test yapılmasını istedi. Bu durumda kadının hakları nasıl savunulacak; ülkemizde yasal olmayan bir düzenleme nasıl kanıt olarak sunulabilecek?
Tüm uzmanlara göre bu sorunun ve donasyonla ilgili yaşanan diğer tüm zorlukların tek bir çözümü var: Ülkemizde donasyonla ilgili yasal bir düzenleme yapılması. Prof. Dr. Bülent Tıraş, bu düzenlemenin bir an önce yapılması gerektiğini şöyle açıklıyor: “ Her yıl 2000-3000 çift ülkemizde yasak olduğu için yurt dışına giderken, bir o kadar aile de sadece ekonomik sebepler yüzünden bu imkandan mahrum kalıyor. O zaman bu yasakla sadece maddi gücü olmayanlar mı cezalandırılacak? Netice de talep de yöntem de ortada. Hem döviz hem de tedavi sürecinin sağlıklı gözlemlenebilmesi açısından, uygulama ülkemizde de yasallaştırılmalıdır.”

Paylaş

Yorum (1)

  • Ömer

    Slm mrb halil bey bu sperm satma nasıl oluyr bilgi verebilir misiniz

    24 Ocak 2016 - 13:43
  • ahmet öksüz

    merhaba halil bey ben de sperm bağışçısı olmak istiyoırum.nasıl olabilirim bilgi verirmisiniz.

    15 Kasım 2016 - 17:24

Yoruma Kapalı