O Benim Bebeğim

O Benim Bebeğim

Sümer DÜNDAR – Posta Gazetesi – Pazar Postası

Adıyaman’ın Gerger ilçesinde başlıyor 55 yaşındaki Esma ve İbrahim Kılınç’ın hikayeleri.. Aynı köyün bu iki genci, 35 yıl evvel görücü usulü evleniyorlar. Görücü usulü ile evleniyorlar ama kısa süre sonra aslında ne kadar da birbirlerine uygun bir çift olduklarını anlıyorlar ve aralarında büyük bir sevgi başlıyor. En büyük istekleri ise boy boy çocuklarını olması. Gelgelelim, aradan birkaç yıl geçmesine rağmen çocukları olmadığı için, önce civar illerdeki büyük hastanelere ve arkasından da İstanbul’a geliyorlar. Bir yandan İstanbul’da para kazanmanın, bir yandan da çocuk sahibi olmanın peşinde koşmaya başlıyor İbrahim Kılıç. Yıllar yılları kovalıyor ve tam 34 yıl geride kalıyor. Anne-baba olmak için verilen inanılmaz bir savaşla geçen tam 34 yıl. Ve sonunda Op. Dr. Halil İbrahim Tekin çıkıyor karşılarına bir gün. Onunla karşılaşmak Kılıç çifti için ‘varmaya çalıştıkları hedef’ anlamına geliyor. Nice yollar kat eden, denenmedik yol bırakmayan Esma ve İbrahim Kılıç yumurta donasyonu yöntemini de Dr. Halil İbrahim Tekin kontrolünde deniyor ve başka bir kadının genlerini taşıyan bir yumurtanın nakli sonucu `muratlarına eriyor’, minik Esra’yı kucaklarına alıyorlar. Bu azimle ilerlenmiş savaşı ve mutlu sonunu doğumun gerçekleştiği Alman Hastanesi’nde dinledik…

34 yıl sonra hamile olduğunuzu öğrendiğinizde nasıl bir duygu yaşadınız, biraz anlatır mısınız?
Esma K: İnanamadım; aslında hâlâ bakıyorum kızma “Bu benim mi?” diye dalıp gidiyorum. inanılmaz bir mutluluk bu.

Zor bir hamilelik mi geçirdiniz?
Esma K: Aslında çok zor geçmedi. Ama ben yine de 9 ay boyunca yattım. Çünkü daha önceki tüp bebek denemelerimizde de tutuyordu, hamile kalıyordum ama daha sonra düşük oluyordu. Bu da düşmesin diye 9 ay yattım hep. Bu süre zarfında da kardeşim ve eşim baktı bana.

Her yolu denedikten sonra, yumurta donasyonu sayesinde baba oldunuz. Bu size neler hissettiriyor?
İbrahim K: Ben Esra’nın sevincini yaşıyorum. O bizim bebeğimiz. Hiçbir zaman bu bebek bizim mi, ne kadarı bizim gibi bir endişeye kapılmadık. Bize benzer mi benzemez mi diye de düşünmedik. Ben zaten başından sonuna kadar takip ettim. Hücreleri, yumurtaları gözümle gördüm. O bizim kızımız…

Bebeğiniz kucağınızda. Nasıl tutmalıyım, nasıl bakacağım’ gibi endişeleriniz var mı?
Esma K: Hiç yok. Alışkınım ben. Yeğenlerime hep ben baktım. Bu kadar küçükten alıp ben büyüttüm. Deneyimliyim, onun için korkmuyorum.

Bugüne kadar çocuk sevgisini yeğenlerinizle gidermeye çalıştınız yani?
Esma K: Evet. Benim çocuğum olmuyordu. Bir yandan uğraşıyorduk, doktor doktor geziyorduk ama ben bu isteğimi yeğenlerimle gidermeye çalışıyordum.

Çocuk sahibi olmak için inanılmaz bir mücadele vermişsiniz. Bunun bir de maddi boyutu var. Ne kadar harcadınız?
İbrahim K: Esra’ya sahip olabilmek için iki daire sattım bugüne kadar. Çok istiyorduk. Paramız da vardı Allah’a şükür. Ya olmayanlar ne yapsın? Biz cebimizde paramız var diye sürekli deneyip duruyorduk.

Çevrenizden herhangi bir baskı var mıydı, `Neden çocuğunuz olmuyor’ şeklinde?
İbrahim K: Kendi ailemizden asla böyle bir baskı görmedik. Onlar da bizim kadar üzülüyorlardı. Ama konu komşunun hakkımızda konuştukları şeyler kulağımıza geliyordu. Bizim memleketimizde çocuk sahibi olmak, soy devam ettirmek önemlidir ya.

Doktorlar ne kadar şans veriyordu?
ibrahim K: Aslında fazla şans vermiyordu. “Tüp bebek böyledir, şansını deneyeceksin, tutarsa tutar” diyorlardı. Ama benim içimdeki ses hep “Olacak” diyordu. Sonunda oldu Allah’a şükür.

Ne iş yapıyorsunuz?
İbrahim K: Ben İstanbul’a geldikten sonra ağabeyimle çalıştım. Daha sonra Kumkapı’da bir otel açtım. İşlerim iyiydi. Zamanında iyi kazandım. Şimdi fazla iş yapamıyoruz. Ama zamanında kazanamasaydım, şu anda bebeğimiz de olamazdı.

Kızınıza Esra adını vermişsiniz. Bunun bir nedeni var mı?
İbrahim K: Evet, annesinin adı Esma, uyumlu olsun diye Esra olsun istedik.

Esra’nın odasını hazırladınız mı?
Esma K: Tabii.. Pembe bir oda hazırladık ona. Pembe beyaz çiçekli perdeler aldık. Pembe beşik aldık. Çok güzel bir odası var kızımın.

Onunla ilgili ne gibi hayalleriniz var?
İbrahim K: Onu en iyi şekilde okutmak en büyük hayalim. Ben okuyamadım cahil kaldım. Nereye kadar okursa hep arkasında olacağım.

Kaç yaşındasınız?
İbrahim K: Ben 1952 doğumluyum.

Kızınızla aranızda ciddi bir yaş farkı var.
İbrahim K: Evet, ama bazı insanlar 80-90 yaşına kadar yaşıyorlar. Ne kadar yaşayacağımızı Allah bilir. Kızımın 20 yaşına geldiğini görürüm inşallah. Zaten o doğduktan sonra kendime daha iyi bakmaya karar verdim. Sigara içiyordum bıraktım. İçki zaten içmem.

Kızınız evlilik çağına geldiğinde ondan ayrılmak zor olur sizin için.
İbrahim K: (Yarı şaka-yarı ciddi bir şekilde) Ben kızımı kimseye vermem. Biz ona sahip olmak için tam 34 sene bekledik. Evlenmek isterse eğer, damat bize gelir.

Şu an neler hissediyorsunuz?
Esma K: Ben şimdi ikinci bebeği istiyorum.

Ne zaman?
Esma K: Esra biraz büyüsün, 2-3 yıl geçsin. Sonra paramız olursa yine deneyeceğiz.

Ortadoğu ve Balkanlar Kıbrıs Tüp Bebek Merkezi Direktörü Op. Dr. Halil İbrahim Tekin, Esma ve İbrahim Kılıç çiftinin 34 yıllık hasretine son noktayı koyan ve onları anne-baba olmanın mutluluğuna kavuşturan isim. 14 kez değişik yöntemlerle tüp bebek sahibi olmaya çalışan Kılıç çiftini, ikinci denemede çocuk sahibi yapan Dr. Tekin, hem yumurta donasyonu hem de Kılıç çifti ile ilgili bilgiler verdi.

Esma ve İbrahim Kılıç’ın sorunu nereden kaynaklanıyordu? Nasıl bir yöntem kullandınız?
Bu çiftteki sorun yumurtadan kaynaklanıyordu. Erkekle ilgili bir sorun yoktu yani. Esma Hanım, daha önce, yani geride kalan 34 yıllık süreçte 14 kez değişik yöntemle gebe kalmaya çalışmış, ama hiçbirinde başarılı olunamamış. Biz de bir bağışçıdan aldığımız yumurta nakli ile bu gebeliği gerçekleştirdik. Bu aslında tam anlamıyla bir yumurta nakli de değil; sitoplazma nakli gibi bir şey. Yani embriyo üzerinde birtakım işlemler yapılıyor. Başka bir kadının yumurtasından belli unsurlar taşıyor diyelim.

Ya genetik özellikler?
Tabii ki o yumurtanın genetik özelliklerini taşıyacak. Yani annenin bazı genetik özelliklerini kısmen de olsa barındıracak.

Peki nasıl seçtiler yumurtayı? Yani özelliklerini kendileri mi belirliyorlar?
Evet. Zaten insanlar buna fikir olarak alıştıkça seçim konusunda da daha rahat oluyorlar. Toplum tarafından tercih edilen özellikleri istiyor. Mesela kendi boyları kısa bile olsa, çocuklarının uzun boylu olmasını istiyorlar. Genellikle açık tenli, açık renk gözlü olmasını tercih ediyorlar.

Esma Kılıç’ın anne olma şansı ne kadardı?
Normalde gebelik oranı çok çok düşüktü. Yaşı ileri çünkü. Kendisi biraz daha genç olduğunu söylüyor ama nüfus kâğıdında yazan yaşı 55. Bu yöntem de zaten bizim 40 yaş üzeri hastalara uyguladığımız bir yöntem. Özellikle de yumurtayla ilgili sorunları olan hastalarda başvurduğumuz bir yol. Esma Hanım’da ilk denememizde tutmadı. İkincide başarılı olduk.

Nasıl bir ruh hali vardı bu hastanın?
Esma Hanım, 100 yaşına da gelse vazgeçmezdi. O kadar istekli ve azimliydi. İbrahim Bey de vazgeçmezdi. Bu kadar inatla anne baba olmayı istemek gerçekten insanda saygı uyandıran bir durum.Yumurta donasyonu, Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkede yasak.

Bu işin maliyeti ne kadar?
Bu işlemin Amerika’daki maliyeti 40 bin dolar, Kıbrıs’ta bizim merkezimizdeki maliyeti ise 4 bin 500 euro.

Bağışçıların asıl amacının para kazanmak olduğu söyleniyor?
Bu bir bağıştır. Kan, ilik nasıl bağışlanıyorsa yumurta da o şekilde bağışlanıyor.Yüzde 99’u iyilik olsun diye bağışlıyor işte.

Ya kalan yüzde 1 i ?
Onlar para kazanmak için yapıyor ama bu işten para kazanmak pek mümkün değil. Dünyanın hiç bir yerinde yumurta ticaretine izin verilmiyor.

DONASYON (yumurta bağışı) NEDİR?
Hormonal sebepler, erken menopoz, menopoz gibi nedenlerden dolayı bildik tedavi yöntemleriyle anne olamayan kadınlar için uygulanan bir yöntem. Yumurta donasyonu, kadınların eşlerinden alınan sperm ile bir donörden (verici) elde edilen yumurtanın döllenmesi sonucunda gerçekleştiriliyor. Mikroenjeksiyon yöntemi ile döllenen sperm ve yumurta daha sonra kadına transfer ediliyor. Transfer gerçekleşmeden önce kadının rahim içi tabakası ilaçlarla hazırlanıyor. Rahim içi tabakasının hazırlanması için hap şeklinde veya cilde yapıştırılarak hormon kullanılıyor. Ardından sperm ile döllenen yumurta rahim içine yerleştiriliyor. Hamile kaldıktan sonraki takipler ise sıradan hamilelikten farksız

Paylaş

Yorum (1)

  • ayse devecı

    hocam merhabalar bu yazıyı okurken ınanın cok ağladım bız de bu cıft gıbı cok ccocuk sahıbı olmak ıstedık ama bır sanssızlıktı bızımkı 4 deneme sonucunda da basarısız olduk cok basarılısınız sızı tebrık edıyorum bu sevıncı keske bızde yasayabılseydık ama maddı ımkanlar buna ızın vermıyo
    bızım hocamızda sızsınız ınanıyorumkı daha nıce bız gıbı cocuk özlemı cekenlere yardımcı olucaksınız saygılar

    19 Mayıs 2015 - 00:48

Yoruma Kapalı